bugün

entry'ler (393)

yazarların söylemek istedikleri

yine uyku tutmayan bir gece.
Yine zor gecelerden bir tanesi.
karanlıkta oturmuş bir şeyler dinliyordum ki bir anda bu şarkı çaldı.
Çok fazla anı geldi geçti gözümün önünden, çok fazla şey geçti içimden.

Genellikle tercihim susmaktan yanadır,
Yine ben sustum da içim susmuyor.

https://open.spotify.com/...si=Y3tfOkrIRmqgOzug18GEDw

"Yollarına bakarak çoğu tükenmiş bir hayatım var."

yarın işe gidecek mallar

işi eve getirdim bu sefer, daha büyük mallar da var yani.
fazla şey etmemek lazım.

evlilik

Zor iş, büyük sorumluluk.

Genele baktığımızda mutlu evlilik yok gibi bir şey, boşanmalar almış başını gidiyor. Ama
ülkemizde bir gereklilik olarak bakılıyor hâlâ.

Bence gereklilik değil, çok anlamlı bir şey de değil. Herkes evlenecek diye bir şey yok.
Ama kötüleyip de "evlenmek neymiş yaa." diye artislenmenin de gereği yok.
Bir gün bir bakmışsın birden bire en büyük isteğin olmuş.

Günün birinde karşına biri çıkıyor,aynı evi, aynı yatağı, aynı hayatı paylaşmak için can atıyorsun ya. Bak o zaman anlamlı bir mevzu haline geliyor işte.
O insanla yolların ayrılmak zorunda kaldığında da yine anlamsız gelmeye başlıyor.
Öyle bir şey işte.

kara gözünün hasretinden

Nilüfer'in seslendirdiği, sözleri Mabel Matiz'e ait yine harika bir şarkı.

"Al, al bu gülleri
Parıldıyor aşkımın delilleri
Kara gözünün hasretinden.
Çok yorgunum, çok özledim seni.

Al beni, ben yıllarca bekledim bugünü.
Sevgilim kalbimde acıların sürgünü
Ağarmadan sabahlarım ve de saçlarım
Tut elimden düşmeden gözyaşlarım.

Yalan değil, bilsem de sensiz de yaşanır.
isterim seninle baştan başlamayı da.
Günlerim yarınları bağışlamayı,
Tut elimden geçmeden bu yaşlarım,
Gel, kavuşalım.

Bir bağırsam kendimi bu sulara, bu taşlara,
Sen kurtar, sen attın bu sönmez ateşlere,
Kaç yerimden burkuldu verdiğin sözler, bir bak,
Hiç yok mu insafın gel de yarama tuzu bas,
içimde bir çocuk başıboş dolanıyor.
Yine o evin yolunu bulamıyor."

https://youtu.be/MYXl-3q4gTs?si=8BYUmPCj95v-5SKB

Gün boyunca kaç kez dinleyip kaç kez ağladım, sayamadım.
Bütün yaralarım tekrar tekrar deşildi bugün, daha da derine indi.

Çok özledim çok, öyle böyle değil.

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

Sana gelebilecek yerde değilim artık sanırım. Ama senden vazgeçebilecek yerde hiç mi hiç değilim. Insanlardan gelen tüm iyi dileklere nefret doluyum, sırf içinde seni geçirmedikleri için, tamamen anlamsız kelimeler bütünü çünkü içinde sen geçmiyorsan.

Ne bir adım geri, ne de bir adım ileri gidebiliyorum. Bu sıkışmışlık hissi nefesimi daraltıyor sıkça. Her şey o kadar anlamını kaybetmiş, o kadar savruk ki.

Ama en kötüsü de ne biliyor musun, hiç hafiflemiyor acı. Daha da büyüyor, beni yok edene kadar da geçmeyecek gibi, hissediyorum.

Çok garip bir şey, derdin de dermanın da aynı. Ama ne derdinden vazgeçebilirsin, ne dermanına kavuşabilirsin şu saatten sonra.
Neyi değiştirirdi hiçbir fikrim yok ama sana sarılıp saatlerce ağlama isteği içerisindeyim birkaç gündür. Çok garip değil mi?

Haklı, haksız, suçlu, suçsuz aramıyorum. Oraları geçeli çok oldu. Çok da mühim değil zaten ama senin tarafında durum pek öyle değil gibi hissediyorum, daha da büyüyor acım.

Esasen, ben bu hayat denen şeye de inanılmaz kırgın ve nefret doluyum.
Senin yerin benim yanım, benim yerim senin yanın olmalıydı.
Olmadı. Kabullenemiyorum, kabullenmek istemiyorum.

Bir tek duam var şu sıralar, ne olduğunu kimseye söyleyemediğim. Belki korkunç ve hastalıklı bir dua ama tek huzurum o olacakmış hissi var içimde.

Gücümün iyice tükendiğini hissediyorum son zamanlarda.
Bu böyle nereye kadar sürer, daha da mühimi ben nereye kadar dayanabilirim, hiçbir fikrim yok.

https://youtu.be/fEdZGZpAZZk?si=bzF8-ZfRAJMPk5pG

gecenin şarkısı

https://youtu.be/aejU8vxlkNQ?si=c5pKXqi5v6sg9gRx

Çok güzel bir gece oluyor sözlük.
Sessiz,sakin, bir başıma vakit geçiriyorum. Mis gibi şarabım eşlik ediyor bana manzarama karşı.

Düşünüyorum da, hayat çoğu zaman çok anlamsız ve gereksiz değil mi?

dünyanın yükü

muazzam bir (bkz: güncel gürsel artıktay) şarkısı.
Bir önceki "gelse n'olur" şarkısının üstüne çıkmasa da yine harika olmuş.

"Yine de istemem, yeri dolmasın.
Bir başkaydı geldiğin her sabah."

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

son 5 ayda en az 5-6 kere hasta olup yataklara düştüm sözlük. artık bu durumdan inanılmaz sıkıldım.

bu hafta sonum yok mesela, cuma akşamı eve gelir gelmez yatağıma girdim, yemek yemek dışında pazartesi öğlen saatlerine kadar da yataktan çıkamadım. ateşler içinde, ağrılar içinde 2-3 gün uyumuşum. hayatımdan bilmem kaç günüm kayıp. hâlâ da tam olarak iyileşebilmiş değilim.

tam olarak sağlıklı bir beden nasıl oluyordu, vallahi unuttum.

son 5 aylık süreçte içinden geçtiğim (içimden geçen de olabilir) süreçlerden dolayı vücudum mu isyan etmeye başladı artık yoksa yaşlanmaya mı başlıyorum, bilemedim.

Birkaç gün tatil yapsam her şey çözülecek gibi sanki. Şöyle kafa dinlemeli, herkesten uzak, doğayla başbaşa bir tatile ihtiyacım var sanırım.

her sabah güler yüzle uyanan insan

asla anlayamadığım, bir yandan da takdir ettiğim insan profili.

ama yaani, bu da biraz ne bileyim, şov bence.

bir tek gördüğüm

Şu sıralar Ayşegül Aldinç'in Ceylan Ertem'le birlikte söylediği versiyonuna sarmış olduğum şarkı.

https://youtu.be/GvwOujkYSl8?si=4rIDYLKRXnQu7BCF

"Sen biliyorsun beni aşkım bitmez,
Kaybediyorsam da gönül dert etmez.
Sevme diyorsun beni öldür bari!
Geçti geçiyor demimiz, gel, vazgeç."

Şarkı zaten çok iyi, çok severim ama bu ikili uzun uzun düşüncelere saldı beni.

Ayşegül Aldinç sanki o büyük aşkın bitişinin üzerinden yıllar geçmiş, aklına o geldikçe hâlâ bir yanı sızım sızım sızlar halde, çok zor zamanlar yaşamış ama artık bitişi kabullenmiş gibi sakin sakin söylerken
Ceylan Ertem ise son nakaratta acısı daha taze, her şeye rağmen içinde bir umut beslercesine, haykırırcasına söylemiş. "Geçti geçiyor demimiz, gel, vazgeç!" diye bir şeyleri çözebilmek için çırpınıyor gibi hissettim.

Ya da ben artık her şeye farklı bir duyguyla bakar oldum, bilmiyorum.

Ben ise kendimi Ceylan Ertem gibi hissediyorum.

Ama işte şarkının da dediği gibi:
"Bir tek gördüğüm, çözülmez bir kördüğüm aramızda.
Bir garip eşikteyiz, taş duvar aşılmıyor."

kadının en güzel yaşı

Şu anda olduğu yaştır.
Her yaşın güzelliği ayrı diye boşuna demiyorlar.

geceye bir şarkı bırak

https://youtu.be/xeHUsFqjA8M?si=b9GSKKGZVSpmPTJ_

"Ne yapsam seviyorum
Hadi vazgeçir kalbimi yanıyorum
Ne yapsam seviyorum
Elimde değil çok özlüyorum."

düşün ki o bunu okuyor

Bazen dünya dursun istersin ya, öyle bir andı işte o son sarılmamız. Az sonra vedalaşmamız gerektiği gerçeğini unutmak istedim, ya dünya dursun ya da o an oracıkta öleyim istedim. Olmadı.

Karşında ağlamamak için nasıl tuttum kendimi, bilmiyorum. Neler söylemek istedim ama o kadar kırgındım ki sana, hiçbir şey söyleyemedim.
"Hiç mi acımıyorsun? Kendi ağzınla söylüyordun istesem gelirim, burada da yaparım istesem diye. Gel işte, üzmeyelim birbirimizi daha fazla, ayrı kalmayalım daha fazla. Dayanamıyorum anlamıyor musun? Yazık değil mi bize?"
Ama bunun cevabını karşılıklı otururken vermiştin bana aslında bazı sözlerinle. "Gelmeyeceğim." demekti onlar, farkındayım. O yüzden sadece sustum.

Sadece "Bazen olacaklara engel olamıyorsun." demeye çalıştım, ama cümle bile kuramadım doğru düzgün.
O son bakışını unutamıyorum ama biliyor musun, ölsem unutmam.

Karşı perona geçtiğimde tutamadım kendimi daha fazla, ne varsa içimde döküldü hepsi gözlerimden. Nefesim sıkıştı, başım döndü, boğazıma bir acı saplandı.

5 dakika vardı metronun gelmesine, o 5 dakikada kaç kez dönüp baktım gelirsin belki diye, inan sayamadım. 5 dakika geçti, metro geldi, sen gelmedin. "Şimdi gelse ve her şeyi yoluna koyabiliriz, tamam, bu sefer senin istediğin yoldan gidelim, yeter ki birbirimizi kaybetmeyelim dese." dedim.
Üzgünüm ama asla gelmeyecektin ki, her şeyin senin istediğin gibi olması tek yol çünkü tekrar bir araya gelmemiz için. Ama ben yanılmak istedim sadece, gel istedim. Kendime de çok kırgınım.

"Gelmeyecek, gitmelisin." dedim. Onca şeye rağmen hâlâ gelirsin diye ummam da çok yaktı canımı.
"Gelse de onca yarayı sarabilir misiniz artık, bilemiyorum." dedim kendime. Yaşadıklarımız, sözlerin geçti aklımdan. Tekrar yandı canım.

Ne dünyaya sığabildim, ne kendime sığabildim o an.
Eve gidemedim, candostumun yanında aldım hemen soluğu.
Yol boyunca ağlamışım, etrafımdaki insanlar gram umrumda değil. Beni o halde görünce 'Ne oldu?' diyebildi sadece. Benimse tek kelime bile etmeye halim yoktu o an. Sadece sarılıp bağıra bağıra ağladığımı hatırlıyorum, sağolsun, tek kelime bile etmeme gerek kalmadan anladı beni.

Biraz daha sakinleşince eve döndüm. O gün sabaha kadar ağladım yatağımda, neyse ki bu 4 ayda sessiz sessiz gözyaşı dökmekte usta olmuşum da evdeki kimse fark etmedi.

Ertesi gün işe gittim mecburen, iyi misin diye sordu kızlar, nasıl bir haldeysem artık. Sadece 'iyi değilim, konuşmak istemiyorum.' deyip savuşturdum. Ağlamaya başladığımı görünce fazla üstelemediler neyse ki.

Yaklaşık 10 gün geçti o günün üzerinden, ağlama krizlerim hiç geçmedi.
O günden beri sadece işe gidiyorum gitmek zorunda olduğum için ve akşam direkt eve gelip uyuyorum.
O günden sonra hastalandım çünkü, vücudum artık dayanmıyor sanırım.
Zaten son 4 aydır kaç kez hastalandım, bilmiyorum. Antibiyotikler, vitamin takviyeleri, hiçbir şey etki etmiyor, hâlâ iyileşemedim.

Aramızda kalsın ama bazen şikayetçi değilim bu durumdan. Diyorum belki çok dayanamaz da geberir giderim. Ondan sonra herkes mutlu mesut olsun.
Anlamını kaybetmiş gibiyim çünkü herşeyin, inanmazsın belki ama dünyayı bambaşka bir renkle görüyorum artık, çok daha karanlık, çok daha puslu.

Evet, ben içimin acısını hiçbir yere sığdıramıyorum. Çünkü seni çok seviyorum ve böyle olmamalıydı. Kırgınlığım biraz da hayata.
Bu satırları yazarken de yine taşıyor gözyaşlarımdan.

"Benim denizlerim var, atarım elbet bir gün. Sen kime ya da nereye sığdıracaksın?" yazmışsın bir de.
Biliyorum, senin denizlerin var.
O çok sevdiğin denizlerin, herkesten, her şeyden çok. Uğruna kalbimi kırmaktan da hiç çekinmediğin, bu halimize sebep denizlerin. Mutlu ol onunla ne diyebilirim ki.

Ben de atlatırım elbet bir gün, en kötü ihtimalle yıllar önce tamamlayamadığımı tamamlayıp siktir olup giderim komple bu dünyadan. Şahane olur.
Yukarıdakinin niyeti yok çünkü, onu çok bekliyorum ama kararlı beni buralarda tutmaya. Bakalım hangimiz önce davranacağız.

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

bu içimin acısını nereye sığdıracağım, bilmiyorum.

yaşam bazen inanılmaz ağır geliyor. sanki bana göre değilmiş gibi.

gecenin şarkısı

https://youtu.be/6KX1L0iNWE8?si=W4xdWwX12dFVsWVE

Sevgilim.
Beni çok sevdiğin için, tüm anılarımız için, hayatıma dokunduğun için teşekkür ederim.

Aksini istesek de olacak olana engel olamıyoruz ne yazık ki.
"Birbirimizin aklında güzel anılarımızla kalalım istedim, o yüzden görüşelim istedim." dedin ya, bunun için teşekkür ederim. O anıların hepsi dün gibi aklımda, asla unutmayacağım, mümkün mü ki.

Son bakışını da asla unutamam mesela. Hiçbir kelimeye sığdıramıyorum, tarifi yok. içimin en derinlerinde bir şey acıyor, nasıl geçer bilmiyorum.
Birlikte yaşlanmak hayalleri kurarken yakın zamanda, son kez sarıldık bugün seninle, son kez gülüştük.
Çok tuhaf.

Emin olduğum tek şey, hep olduğu gibi, yerin bende hep çok özel ve çok güzel kalacak, bunu biliyorum.
Seni çok sevdim.

Umarım hayallerini gerçekleştirir ve çok mutlu olursun.
Yolun açık olsun.

sevdiğin insanın sesini unutmak

başlığı görünce şöyle bir anım geldi aklıma.

bundan yıllar önce ayrı olduğumuz o dönemde, günün birinde işten çıkmış eve dönüyorum. hava buz gibi, aklımda yine tabi ki 'o' var. düşüne düşüne yürüyorum eve.
bir şarkı çalıyor sonra, "sesini duymayı özledim." diyor şarkıda. o an tarif edemeyeceğim bir üzüntü hissediyorum.

her bir ayrıntısını hatırlıyorum hala ama sesini zar zor hatırladığımı fark ediyorum. yolun devamını ağlayarak yürüdüğümü hatırlıyorum, "sesini zar zor hatırlıyorum artık. sesini unutmama izin verecek zamandır yoksun. ama ben hala seni çok seviyorum. sesini unutmak istemiyorum." diye.

yine canımın çok acıdığı günlerden biriydi.

depresyona giren kişiye söylenmemesi gerekenler

"üzme kendini. "
"neyi bu kadar kafana takıyorsun, boşver, ne gerek var."
"daha büyük dertler var."
"neden bu kadar abartıyorsun."
"bu halin ne, kendine gel."

Evet, çok daha büyük dertler var, doğru. Belki de dediğin gibi hiç gerek yok.
Ama şuan benim canımı bu yakıyor, hem de haddinden fazla yakıyor ve demek ki benim için hassas bir konu.
üzülme demen de hiçbir şeyi değiştirmiyor mesela.
Ya da yaşadığım hayal kırıklığını anlamıyorsun demek ki, benim için bu konu koca bir hayal kırıklığı ve şuan bu haldeyim.

Depresyonda olan insanlara ya bulaşmayın ya da yanında olun, destek olun.
Dinleyin, belki de sadece anlaşılmaya ihtiyacı vardır.

neden evlenmiyorsun sorusuna verilecek cevaplar

bunu soranlara "sen evlendin, ne anladın?" diye soruyorum ben de , sonrasında "aman boşver, en iyisini yapıyorsun." diye cevap alıyorum her seferinde.
Konu hızlıca kapanmış oluyor.

birhan keskin

"kim bağışlayacak beni?" kitabındaki 'Ruth' isimli şiirine bayıldığım şair.

"Dur Ruth ,
aşkın karanlık yüzünde dur, öylece .
Hep.
Böyle dursun aşk her zaman hayatında.
Karanlık yüzünde dur aşkın,
sus. Tamamı buydu, de.
Bütün yavanlığıyla süren insanların
kuytularında kal.Orda kal .
Unut Ruth ,
unut sen
ben sürdürürüm kalan kısmını, hattın bu ucunu
kervanlar ve sahrayla
kendime de sana da ağlarım.
Sen sus Ruth, sen konuşma,
sen yavan hayata katıl
orda sürdür mutsuzluğunu.
Sahra nasılsa geçeceğin yer değil.
Ah, Ruth,hâlâ sevgili Ruth,
ortalıkta dönen yalanlarını hissettim, hep .
isteseydim kolayca ortaya çıkardı . istemedim.
Senin kendinden kaçırdığın şeyleri
ben nasıl ortaya koyardım!
Sen kendini kandırıyordun,
seyircin oldum
yalanlarını oynayışını seyrettim.
Son âna dek .
Kendini ikna ettiysen beni de ikna et istedim.

Ruth, mutsuz meleğim.
Sen inandırmakla, inandırmamak arasındaki
o siyah noktada durdun.
Bunun adı işte: zulümdü.
Bu zulümde sen beni bütün uçlarımdan çarmıha gerdin.
Ben bütün uçlarımı kanatarak kopardım kendimi ordan.
Tekrar tekrar,
tekrar tekrar kanattım Ruth,
senin istediğinden fazla kanattım kendimi.
Kendimi kendi zulmümde tuttum, orda kaldım.
Onu çektim.
Yapmasa mıydım Ruth?
Bunun cevabı artık anlamsız.
Ben zaten Ruth, bana gelecek olan o zulmü gördüm.
Sendekini, sendekileri.
Bendeki tamamlanmadı henüz.
Son sözü benim söylemem neyi değiştirdi?
Hiçbir şeyi.
Bir çocuğun,senin çocuğunun Ruth, kendini kandırmasından başka neyi ifade eder bu?
Hiçbir şeyi.
Benim son sözü söylemem,
bendekileri,
hâlâ bende kalanları
sana eksik gelenleri ,
hâlâ söylenecek olanları bitiriyor mu?
Hayır.
Senin eksik kalanlarını, bana söyleyeceklerini tamamlıyor mu ?

Hayır , Ruth ,
eksik kalanlar çoğalıyor aramızda .
Şimdi,bende kalan boşluğu doldurmak üzere borçlu değil misin- kendi mutsuzluğunu da
benim mutsuzluğumu da borçlu değil misin bana?
Ama bırak öyle kalsın .
insanın yüreğinden geçmeyen borçlar ödenmezler.
Sen Ruth , sevgilim Ruth ,
hattın öbür ucundaki derin sessizlik !
Sus.istediğin kadar sus artık.Öyle kal.
Kervanları ben yalnız geçiririm sahradan
sen yalan hayatını sula.
Aşksız hayatın kenarında dur.
Sana verilecekleri bekle.
Tamamı buydu, böyle de .

Ama Ruth , ben ,
benim söylediklerime ,
benim çığlıklarıma inanmayanların söylediklerine,
onların çığlıklarına artık inanmayacağım.
Söz Ruth .
Sen benim çığlıklarımı duydun , bana en yakın uzaklık sendin .
Bir tek sen duydun çığlıklarımı ,
artık Ruth ,
senin söylediğin hiçbir şeye inanmayacağım .
"

günün şarkısı

https://www.youtube.com/watch?v=Yovsd0uB-KQ

"Ah gönlüm elinde,
Acımıyorsun, bari dinle.

Ah bal sandım ama,
Zehirmiş sözün kandım.
Anıları yok, yok saydın ama.
Sende kalmaz ahım."